Geçenlerde kızımla sıkı bir münakaşaya başladık. " ne bağırıyorsun lan babanın evi mi burası" dedim.
Durdu biraz yüzüme baktı
o koca gözleriyle " tabii babamın evi" dedi.
Sonra boynuma sarıldı. İkimizde gülmeye başladık.
Sonra yine sarıldık. Daha çok güldük.
7 Ocak 2020 Salı
EEE BİRAZ DA GÜLELİM YANI
Yaşlı ve paralı adam gencecik sevgilisine döner ve " segilim" der "gençken o kadar aptaldım ki"
"
"Ayyy ne kadar genç görünüyorsun bugün sevgiliiiim" der kız.
Lüks bir spor salonunun erkekler soyunma odasında millet soyunup giyinirken bir cep telefonu çalar içlerinden biri cevep verir ve telefon hoperlora bağlı.
Şuh bir kadın sesi
"aşkımmmm hala sporda mısın?
" evet aşkım hala spordayım"
"ayyy ben de Kanyon'dayım. Çok güzeeel bir elbise buldum. Öyle yakıştı ki 2000 tl alabilir miyim?"
"Tabiii tatlım madem sevdin al"
"Ama aşkitom bir de çanta ve ayakkabı vaaaar elbiseye uygun sadece 1500 lira onları da alabilir miyiiim"
"Eeee madem öyle hiç düşünme al sorman hata canımın içi"
"Ne kadar şekersin. Hani geçenlerde seninle bakmıştık ya 4000 lira demişlerdi bir manto vardı. Yüzde 30 indirdik diyolar. Onu da alabilir miyim aşlşkitoooom?
" al be canım kaçırma yakışır sana"
" ahhh sevgilim sen bir meleksin, çok seviyorum seni byyyy" der telefonu kapatır kadın.
Adam arkadaşlarına döner.
"Hanginizin lan bu telefon?" der.
GÜNAYDIIIIIN😍😍😍
Yaşlı ve paralı adam gencecik sevgilisine döner ve " segilim" der "gençken o kadar aptaldım ki"
"
"Ayyy ne kadar genç görünüyorsun bugün sevgiliiiim" der kız.
Lüks bir spor salonunun erkekler soyunma odasında millet soyunup giyinirken bir cep telefonu çalar içlerinden biri cevep verir ve telefon hoperlora bağlı.
Şuh bir kadın sesi
"aşkımmmm hala sporda mısın?
" evet aşkım hala spordayım"
"ayyy ben de Kanyon'dayım. Çok güzeeel bir elbise buldum. Öyle yakıştı ki 2000 tl alabilir miyim?"
"Tabiii tatlım madem sevdin al"
"Ama aşkitom bir de çanta ve ayakkabı vaaaar elbiseye uygun sadece 1500 lira onları da alabilir miyiiim"
"Eeee madem öyle hiç düşünme al sorman hata canımın içi"
"Ne kadar şekersin. Hani geçenlerde seninle bakmıştık ya 4000 lira demişlerdi bir manto vardı. Yüzde 30 indirdik diyolar. Onu da alabilir miyim aşlşkitoooom?
" al be canım kaçırma yakışır sana"
" ahhh sevgilim sen bir meleksin, çok seviyorum seni byyyy" der telefonu kapatır kadın.
Adam arkadaşlarına döner.
"Hanginizin lan bu telefon?" der.
GÜNAYDIIIIIN😍😍😍
KARARIM KARAR
Ara sıra nefesim daralıyor. Bazen göğsüm sıkışıyor, sırtım hatta, dişlerim bile ağrıyor. Çok ara sıra da olsa sinirlendim mi tansiyonum yükseliyor.
Kime bahsetsem bu rahatsızlıklarımdan hemen" hiç vakit geçirme bir kardiyolağa görün" diyorlar.
Sporuma devam ediyorum. Yememe içmeme dikkat ediyorum. Kilo veriyorum. Göbeğim kayboluyor. Birden bütün rahatsızlıklarım bitiyor.
Kardiyoloğa gitmeyeceğim, çünkü gidenlerin başına neler geldiğini izliyorum. "Oooo iyi ki gelmişsin yaşaman mucize" laflarından hemen sonra alt yapı tamamlanıyor, anjiyo stent muhabbeti başlıyor. Maşallah memleket özel hastane doldu. Sineğin yağını çıkarmaya çalışıyorlar. Hele ameliyatlar işin kaymağı. Bakın laylon şeyhiniz haybeden atmıyor. Bir doktor arkadaşım Marmaris'te özel bir hastane açmıştı. Bir akşam hastanesinin önünde çay içerken bana " bak Güven Abi bizim işimiz senin restorana benzer, " sana bir masa, bize bir hasta, sana şampanya bize ameliyat" demişti.
Beni yanlış anlamayın inşallah her hastane böyle değildir, ama en az üç ayrı muayeneden geçmeden sakın bir karar vermeyin öyle ameliyata falan.
Bakın bir şey daha; 20 yıl Kanada'da yaşadım. Eşim dahil olmak üzere bütün tanıdığım bayan arkadaşlarım normal doğum yaptılar. Türkiye'de neredeyse bütün doğumlar sezeryan. Bu nedir annem bu nedir? Hiç düşündünüz mü? Para, para, şampanya şampanya.
Yaaa aklınızı başınıza alın. Dikkatli olun. Bir defa ellerine düştünüz mü Terbiyeli maymuna döndürüyorlar insanı valla. Tabii hayat memat meselesi, o kadar korkutuyor, kontrol altına alıyorlar ki insanı, ne derlerse yapıyorsunuz.
Eski okurlarım bilirler. Benim kalbimle anlaşmam var. Söz verdim ben kalbime. Nasıl geldiyse öyle gidecek. Gittiği yere kadar. Yani motoru açtırmaya niyetim yok. Çünkü motor bir defa açıldımı problemler bitmiyor, başlıyor.
Hepiniz benim meşhur jipimi biliyorsunuz. Bir arıza yaptı', sanayiye götürdüm. Tam bir buçuk ay yoğun bakımda kaldı. Ellenmedik yeri kalmadı. Şimdi çalışıyor ama evlere şenlik. Silecekleri açıyorum korna çalıyor. Ben korna çalmam, bir de millete rezil oluyorum.
Bizim cipin koltukları elektrikli. Bir düğmeye basıyorum kafam arabanın tavanına çarpıyor. Başka bir düğmeye basıyorum oturduğum koltuk neredeyse yere yapışıyor yolu göremiyorum.Ne zaman sanayiye doğru gitsem ya bizim araba kendi kendine geri dönüyor ya da başka bir yöne gidiyor
Yani motor açıldıktan, araba yoğun bakımdan çıktıktan sonra artık neyin nasıl çalıştığını, anlamıyorum, sanki bağımsızlığını ilan etti lanet araba, psikolojik sorunlar yaşıyor. Hızla giderken birden panik atak geçirecek diye ödüm kopuyor. Ara sıra benimle seyahat eden şanslı yolculara " aman çabuk torpito gözünü açın frenler tutmuyor diyorum. Dehşete düşüyorlar çok gülüyorum.( aslında frenler on birinci pompada tutuyorlar)
Bu yazımı okuduktan sonra lütfen beni ikna etmeye çalışmayın öyle kardialok mardiyolak diye.. Çünkü motoru açtırmamakta kararlıyım.
Dedim ya geldiğim gibi gideceğim, o kadar.
ORİJİNAL,
VEEEEEE...
AKSESUARSIZ..😍😍😍
Ara sıra nefesim daralıyor. Bazen göğsüm sıkışıyor, sırtım hatta, dişlerim bile ağrıyor. Çok ara sıra da olsa sinirlendim mi tansiyonum yükseliyor.
Kime bahsetsem bu rahatsızlıklarımdan hemen" hiç vakit geçirme bir kardiyolağa görün" diyorlar.
Sporuma devam ediyorum. Yememe içmeme dikkat ediyorum. Kilo veriyorum. Göbeğim kayboluyor. Birden bütün rahatsızlıklarım bitiyor.
Kardiyoloğa gitmeyeceğim, çünkü gidenlerin başına neler geldiğini izliyorum. "Oooo iyi ki gelmişsin yaşaman mucize" laflarından hemen sonra alt yapı tamamlanıyor, anjiyo stent muhabbeti başlıyor. Maşallah memleket özel hastane doldu. Sineğin yağını çıkarmaya çalışıyorlar. Hele ameliyatlar işin kaymağı. Bakın laylon şeyhiniz haybeden atmıyor. Bir doktor arkadaşım Marmaris'te özel bir hastane açmıştı. Bir akşam hastanesinin önünde çay içerken bana " bak Güven Abi bizim işimiz senin restorana benzer, " sana bir masa, bize bir hasta, sana şampanya bize ameliyat" demişti.
Beni yanlış anlamayın inşallah her hastane böyle değildir, ama en az üç ayrı muayeneden geçmeden sakın bir karar vermeyin öyle ameliyata falan.
Bakın bir şey daha; 20 yıl Kanada'da yaşadım. Eşim dahil olmak üzere bütün tanıdığım bayan arkadaşlarım normal doğum yaptılar. Türkiye'de neredeyse bütün doğumlar sezeryan. Bu nedir annem bu nedir? Hiç düşündünüz mü? Para, para, şampanya şampanya.
Yaaa aklınızı başınıza alın. Dikkatli olun. Bir defa ellerine düştünüz mü Terbiyeli maymuna döndürüyorlar insanı valla. Tabii hayat memat meselesi, o kadar korkutuyor, kontrol altına alıyorlar ki insanı, ne derlerse yapıyorsunuz.
Eski okurlarım bilirler. Benim kalbimle anlaşmam var. Söz verdim ben kalbime. Nasıl geldiyse öyle gidecek. Gittiği yere kadar. Yani motoru açtırmaya niyetim yok. Çünkü motor bir defa açıldımı problemler bitmiyor, başlıyor.
Hepiniz benim meşhur jipimi biliyorsunuz. Bir arıza yaptı', sanayiye götürdüm. Tam bir buçuk ay yoğun bakımda kaldı. Ellenmedik yeri kalmadı. Şimdi çalışıyor ama evlere şenlik. Silecekleri açıyorum korna çalıyor. Ben korna çalmam, bir de millete rezil oluyorum.
Bizim cipin koltukları elektrikli. Bir düğmeye basıyorum kafam arabanın tavanına çarpıyor. Başka bir düğmeye basıyorum oturduğum koltuk neredeyse yere yapışıyor yolu göremiyorum.Ne zaman sanayiye doğru gitsem ya bizim araba kendi kendine geri dönüyor ya da başka bir yöne gidiyor
Yani motor açıldıktan, araba yoğun bakımdan çıktıktan sonra artık neyin nasıl çalıştığını, anlamıyorum, sanki bağımsızlığını ilan etti lanet araba, psikolojik sorunlar yaşıyor. Hızla giderken birden panik atak geçirecek diye ödüm kopuyor. Ara sıra benimle seyahat eden şanslı yolculara " aman çabuk torpito gözünü açın frenler tutmuyor diyorum. Dehşete düşüyorlar çok gülüyorum.( aslında frenler on birinci pompada tutuyorlar)
Bu yazımı okuduktan sonra lütfen beni ikna etmeye çalışmayın öyle kardialok mardiyolak diye.. Çünkü motoru açtırmamakta kararlıyım.
Dedim ya geldiğim gibi gideceğim, o kadar.
ORİJİNAL,
VEEEEEE...
AKSESUARSIZ..😍😍😍
YENİ YIL MESAJIDIR
Benim anlayışlı, samimi, duygusal, hakikatli, sadık, sabırlı, kibar, zarif, dürüst, dobra. terbiyeli, helal süt emmiş, kültürlü, asil, bi tanecik canımın içi laylon müritlerim : Muhteşemsiniz.
Bir yıl daha geçti. Ben gönlümü koydum yazdım. Sizlerde gönlünüzü koydunuz okudunuz. Bir yıl daha sevdik birbirimizi.Sıkıntılı günler geçirdim. Hep yanımda oldunuz. Yavaş yavaş o sıkıntıları atıp feraha çıkıyorum diyebilirim, diyebiliyorum.
Yılbaşı gecesi kutlamalarınız da benim için bir kadeh kaldırın ve "oradasıııın biliyoruz laylon şeyhimiz" diye haykırın. Sesiniz gecenin sessizliğini Nazilli Basması gibi yırtsın.
Ehhh bu kadar yağ çektim, herhalde isteğimi artık yerine getirirsiniz.
Getirirsiniz değil mi ha?(erkek okurlarıma soruyorum çünkü biliyorum kadın okurlarım unutmazlar)
Hepinize Allah hayırlı bir yeni yıl nasip etsin. Dualarınız( iyi dualarınız) kabul görsün.
Sizleri çok seviyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun.
2020 yılına kadar diyorum.😍😍😍
Şimdi Kıbrıs'ta çalışan bir okurumun yazdıklarını sizlerle paylaşıyorum.
"Abim
Abilerin bir tanesi
Babaların en güzeli
Pamuk amcaların en tatlısı
Allah seni başimızdan eksik etmesin.
Iyi ki varsın dediğim tek insansın sen.
Seni uzaktan uzağa öyle güzel, öyle çok seviyorum ki, anlatması çok zor.
Yazılarını içtenlikle okuyorum
Ne yazarsan yaz hepsine titizlikle bakıyorum
Bazı yazdıkların hayatıma, düşündüklerime öyle uyuyor ki
Biri benim içimi görse, bu senin baban mı diye sormaz mı?
Uzaktan da olsa seni hep izleyeceğim.
Ve seni örnek almaya çalışacağım.
Herkesin içinde örnek almaya çalıştığı birileri var.
Benimki sensin be baba.
Seni çok seviyorum ve bunu birinin anlamasını beklemiyorum.
İyi ki varsın koca çınarım benim"
Cengiz
Yaa sayın seyirciler bir yazar daha ne bekler ki?
Dugulandırdı, beni kerata.
Ve bu çocuk 5 yıl önce ben Marmaris hastanesi acil de yatarken tesadüfen geldiği hastanede beni görünce gitmemiş, sabaha kadar başımda beklemişti. Eski okurlarım hatırlarlar.
Benim anlayışlı, samimi, duygusal, hakikatli, sadık, sabırlı, kibar, zarif, dürüst, dobra. terbiyeli, helal süt emmiş, kültürlü, asil, bi tanecik canımın içi laylon müritlerim : Muhteşemsiniz.
Bir yıl daha geçti. Ben gönlümü koydum yazdım. Sizlerde gönlünüzü koydunuz okudunuz. Bir yıl daha sevdik birbirimizi.Sıkıntılı günler geçirdim. Hep yanımda oldunuz. Yavaş yavaş o sıkıntıları atıp feraha çıkıyorum diyebilirim, diyebiliyorum.
Yılbaşı gecesi kutlamalarınız da benim için bir kadeh kaldırın ve "oradasıııın biliyoruz laylon şeyhimiz" diye haykırın. Sesiniz gecenin sessizliğini Nazilli Basması gibi yırtsın.
Ehhh bu kadar yağ çektim, herhalde isteğimi artık yerine getirirsiniz.
Getirirsiniz değil mi ha?(erkek okurlarıma soruyorum çünkü biliyorum kadın okurlarım unutmazlar)
Hepinize Allah hayırlı bir yeni yıl nasip etsin. Dualarınız( iyi dualarınız) kabul görsün.
Sizleri çok seviyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun.
2020 yılına kadar diyorum.😍😍😍
Şimdi Kıbrıs'ta çalışan bir okurumun yazdıklarını sizlerle paylaşıyorum.
"Abim
Abilerin bir tanesi
Babaların en güzeli
Pamuk amcaların en tatlısı
Allah seni başimızdan eksik etmesin.
Iyi ki varsın dediğim tek insansın sen.
Seni uzaktan uzağa öyle güzel, öyle çok seviyorum ki, anlatması çok zor.
Yazılarını içtenlikle okuyorum
Ne yazarsan yaz hepsine titizlikle bakıyorum
Bazı yazdıkların hayatıma, düşündüklerime öyle uyuyor ki
Biri benim içimi görse, bu senin baban mı diye sormaz mı?
Uzaktan da olsa seni hep izleyeceğim.
Ve seni örnek almaya çalışacağım.
Herkesin içinde örnek almaya çalıştığı birileri var.
Benimki sensin be baba.
Seni çok seviyorum ve bunu birinin anlamasını beklemiyorum.
İyi ki varsın koca çınarım benim"
Cengiz
Yaa sayın seyirciler bir yazar daha ne bekler ki?
Dugulandırdı, beni kerata.
Ve bu çocuk 5 yıl önce ben Marmaris hastanesi acil de yatarken tesadüfen geldiği hastanede beni görünce gitmemiş, sabaha kadar başımda beklemişti. Eski okurlarım hatırlarlar.
BİR BAŞKADIR LAYLON ŞEYH'İN GÜNAYDINI
Günaydın" sihirli bir kelimedir. Her geçen gün,her geçen, hafta, her geçen ay, her geçen yıl daha bir manalanır, daha bir olgunlaşır, daha bir güzelleşir daha bir tatlanır. Hele yanında bir de dumanları tüten kahve olursa.
Günaydın "ne güzel, ne şanslıyım, bak uyandım bu gün de yaşıyorum" demektir. Şükürler olsun demektir, şükretmektir. Hayata dönmektir.
Günaydın iyi ki varsınız sizleri seviyorum demektir paylaşmaktır, yaşamak yaşadığına sevinmek bu coşkuyu paylaşmaktır.
Günaydın positif düşünmektir.
Zenginlik, para, ev, araba malk mülk değildir. Hakiki zenginlik insanin içinden gelerek, gülümseyerek, severek, duygulanarak günaydın dediği insanların sayısıdır.
Günaydın zarafettir, zarif bir sarılmadır.
Günaydın cennetin ilk basamağıdır.
Yaa.. canlarım, laylonlarım, "F" vitaminlerim benim o zaman GÜNAYDIN hepinize.
Günaydın" sihirli bir kelimedir. Her geçen gün,her geçen, hafta, her geçen ay, her geçen yıl daha bir manalanır, daha bir olgunlaşır, daha bir güzelleşir daha bir tatlanır. Hele yanında bir de dumanları tüten kahve olursa.
Günaydın "ne güzel, ne şanslıyım, bak uyandım bu gün de yaşıyorum" demektir. Şükürler olsun demektir, şükretmektir. Hayata dönmektir.
Günaydın iyi ki varsınız sizleri seviyorum demektir paylaşmaktır, yaşamak yaşadığına sevinmek bu coşkuyu paylaşmaktır.
Günaydın positif düşünmektir.
Zenginlik, para, ev, araba malk mülk değildir. Hakiki zenginlik insanin içinden gelerek, gülümseyerek, severek, duygulanarak günaydın dediği insanların sayısıdır.
Günaydın zarafettir, zarif bir sarılmadır.
Günaydın cennetin ilk basamağıdır.
Yaa.. canlarım, laylonlarım, "F" vitaminlerim benim o zaman GÜNAYDIN hepinize.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)